"Sınai Mülkiyet", genel tanımı ile, sanayide ve tarımdaki buluşların, yeniliklerin, yeni tasarımların ve özgün çalışmaların ilk uygulayıcıları adına; ticaret alanında üretilen ve satılan malların üzerlerindeki üreticisinin veya satıcısının ayırt edilmesini sağlayacak işaretlerin sahipleri adına kayıt edilmesini ve böylece ilk uygulayıcıların ürünü üretme ve satma hakkına belirli bir süre sahip olmalarını sağlayan gayri maddi bir haktır.

Sınai Mülkiyet Hakları;
* Patentler ve faydalı modeller,
* Marka,
* Endüstriyel tasarımlar,
* Coğrafi işaretler, ve
* Entegre devrelerin topoğrafyaları"ndan oluşmaktadır.

Bir ülkede "sınai mülkiyet hakları"nın etkin biçimde korunması, sağlıklı ve sağlam bir sanayinin ve kararlı ekonominin temel koşullarından biridir.

YURTDISI ULUSLARARASI TESCİL HİZMETLERİMİZ

Fikri ve sınai haklar konusu, dünya ekonomi ve ticari düzenine de temel teşkil etmektedir. Nitekim, Dünya Ticaret Örgütü fikri mülkiyetin ticaretle ilgili yönlerini de kapsamaktadır. O halde dünyanın ekonomi ve ticari düzenine temel teşkil eden fikri mülkiyet haklarını tanımak gerekir.

SINAİ MÜLKİYET HAKLARINA İLİŞKİN KORUMADAN NİÇİN YARARLANMALIYIZ?

Özellikle Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması ve Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşmasının yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren fikri ve sınai hakların etkin biçimde korunması konusunda tüm ülkeler, bu konudaki diğer uluslararası anlaşmaların hükümlerini de içerecek mevzuatı yürürlüğe koymakta, uygulamaları eşit biçime getirmekte ve ihlallere karşı etkin yaptırımların yollarını ortaya koymaktadır. Az gelişmiş olan ülkelere tanınmış olan 10 yıllık geçiş süresinin sonunda yani 2005 yılında dünyada tüm ülkeler aynı standartlarda sınai mülkiyet sistemlerine sahip olacaklardır.

Bugün Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf bir ülke olmanın yanısıra Avrupa ile Gümrük Birliği yapmış Türkiye, hem ulusal sanayii ve ticareti için hem de uluslararası ticaret ve rekabette layık olduğu yeri alması ve uluslararası işbirliğine uygun ortam yaratmak için ülke içinde sınai mülkiyet haklarının uluslararası standartlarda ve etkin biçimde korunmasına önem vermiştir.

Türkiye’de aynı sektörde birden fazla büyük ve güçlü firmanın varlığını, bunların birçoğunun birçok yabancı firma ile işbirliği yaptığını, bazılarının uluslararası alanda yabancı firmalarla kıyasıya rekabet ettiğini, firmalarımızın sadece yurtiçinde değil yurt dışında da birbirleri ile rekabete girdiğini görüp değerlendirdiğimizde, “Türkiye’nin, taklitçiliğin yaratıcılığa dönüşmesi aşamasına gelmiş, kendi özgün çalışmalarını yaparak özgün tasarımlarını ve yeni buluşlarını üretme noktasına ulaşmış bir ülke” olduğunu rahatça ifade edebiliriz.

Uluslararası alanda başkaları ile rekabet etmek istiyorsak oyunu kuralına göre oynamamız gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Oyunun kuralı uluslararası işbirliği ve ticarette fikri ve sınai haklar da dahil olmak üzere uluslararası mevzuata uyumlu hareket etmektir. Bunun da yolu;

Taklit ürün üretim ve pazarlanmasından kaçınmak,
Yeni ve özgün üretim ve pazarlama yollarını aramak, bulmak ve uygulamak,
Elde edilebilecek tüm sınai haklara hem yurtiçi hem de yurt dışında sahip olmaktan, geçmektedir. Aksi takdirde hem ticari zararlara uğramak hem de cezai yaptırımlara maruz kalmak söz konusudur.